15 Haziran 2012 Cuma

Farkındalık kazanmak için Farklılıkları Keşfetmek Gerek


Bu yazım mesleği, eğitimi, kültürel alt yapısı ne olursa olsun, “ben de bir Anneyim” diyen kadınlara yönelik.  Yazıma ilham kaynağı olan kitabı geçen Salı günü boş vaktim var bari bir şeyler keşfedeyim diye uğradığım eski mahallemin kütüphanesinde tesadüfen buldum. Dünyanın Anneleri (Mares del Món)  isimli bu çocuk kitabı, dünyanın egzotik sayılabilecek köşelerinde (Fas, Namibya, Kenya, Hindistan, Çin, Vietnam, vs) yaşayan, bir yandan da çocuklarını büyütmeye çalışan annelerin fotoğraflarından oluşmuştu. O an aklıma başlıkta yazdığım slogan geldi. İyi anne olmak için farklılıkların farkında olmak gerek. Farklılıkların farkında olmak, yapıcı eleştiri yapabilme, çocukları daha objektif gözlemleme becerilerini ve annelik davranışlarını iyileştirmek için ilk adım sayılabilir.

Çoğu kadın, ilk çocuğuna sahip olmadan anne olmaya yönelik bir eğitimden geçmiyor. 9 ay 10 gün boyunca anneliğin nasıl bir şey olduğunu hissetmeye, gözünde canlandırmaya çalışıyor, hayal kurarak ya da plan yaparak, azimliyse okuyarak araştırarak bir şeyler öğrenmeye çalışıyor. Hiç bir kadın dünyaya geldiğinde anne olma özelliklerini genetik olarak kodlanmış bir şekilde bünyesinde bulundurmuyor. Lisans yıllarımda bir dersimizin bir oturumunda içgüdüler konusunu tartışırken doğru bilinen gerçeklerden bir örnek ortaya atılmıştı. Hocamız “insanda iç güdü yoktur çünkü insan türünün her bir varlığı bir şeyi tıpatıp aynı şekilde yapmaz” “Peki hocam ya annelik içgüdüsü?” diye soran bir arkadaşımıza verilecek cevap çok basitti: Bu dünyada anne olmak istemeyen, ya da istemeye istemeye anne olmuş ama çocuklarından vazgeçmiş, çocuklarını cami avlularına bırakmış, ve en kötüsü çocuklarını öldürmüş anneler varken, hala anneliğin bir içgüdü olduğunu savunabilir misiniz?”

Anne olmak, bir çocuğa hayat vermekten ibaret değil. O çocuğu dünyaya getirdikten sonra başlıyor asıl macera. Çoğu kadın, anne olmayı yaşayarak öğreniyor. Bir kısmı kendi annelerinden ilham alırken diğerleri çevresindeki diğer anne olan kadınlardan ve onların deneyimlerinden yararlanıyor. Tam bu noktada, annelerin genelde kendi gibi, kendine yakın annelerle vakit geçirmeyi tercih eden bir çoğunluğun olduğunda söz etmek yanlış olmaz sanırım. Anne olmak en iyi yaşayarak öğrenilir, evet, ama çocuk yetiştirmenin deneme yanılma yöntemiyle öğrenilmesinin ne kadar riskli olduğunu açıklamama gerek yok sanırım.

Bazı annelerde anneliği kendilerine profesyonel meslek edinmeye başladılar son günlerde. “Çocuk yapınca işimi bıraktım, madem çocuğuma bakmak benim birincil işim bu deneyimlerden herkes faydalansın bari” gibi masum bir fikirle yola çıkan, eğitim seviyesi yüksek bazı annelerin anneliği ticari bir sektör alanına dökmesini geçtim (bu noktayı eleştirmek bana düşmez), benim çocuğumda şöyle böyle oldu, dikkat edin! ya da ben şunu okudum çok beğendim siz de okuyun ufkunuz açılır, veya benim çocuğum şu oyuncakla oynarken çok eğlendi, deneyin siz de bayılacaksınız derken bu yazıları okuyan diğer annelerin yaşadıkları çevre-geldikleri kültür-aile yapısı v.b. gibi çocuk yetiştirmede farklılık yaratan bir sürü dinamiği göz ardı ettiklerini akıllarına bile getirmiyorlar. Kendi yaşantılarında ulaştıkları problem çözümlerini diğer annelerle paylaşmalarını sosyal destek platformu oluşturma açısından desteklesem de internet gibi bir bilgi uzayı ve bilgi çöplüğü kesişimi olan bir alanda yazılan çizilen her şeyin okuyucular, hele de anneler tarafından çok iyi analiz edilmesi gerektiğine yürekten inanıyorum. Sizi ve çocuğunuzu tanımadan size verilen çözüm reçeteleri, belki işe yarayabilir, ama risklidir. Siz bu reçeteleri uygulamaya koyarken kendi gözlemlerinize ve çocuğunuzu ne kadar iyi tanıdığınıza güvenmek zorundasınız. Farklılıkların farkında olmak ve bir anne olarak kendinizin ve çocuğunuzun bu farklılıkların neresinde olduğunuzu iyi belirlemek zorundasınız.

Kendinizin nasıl bir anne olduğunu düşünürken değerlendirme ölçütlerinizi nasıl belirlediğinizi biliyor musunuz? Ölçütleriniz kendi çocuğunuza ne kadar yetebildiğinizle mi ilgili yoksa kendinizi nasıl hissettiğinizle mi? Yoksa, Ayşe çocuğuna çok oyuncak alıyor, ama benim param yok ben oyuncak alamıyorum diye kendinizi çaresiz mi hissediyorsunuz? Ya da Veli’nin çok oyuncağı var, baksana annesiyle de ne güzel oynuyor diye düşünüp kendi durumunuz için hayıflanırken kapılar ardında da gerçekler olabileceğini düşünebiliyor musunuz? İnsanın kendine, hele de çocuklarıyla ilgili konularda objektif bakması çok zordur. İşte tam da bu yüzden ciddi olduğunu düşündüğünüz sorunlarda işinin ehli bir profesyonelden destek almak istersiniz. Benim dileğim işler ciddiye binmeden kendi annelik davranışlarınız üzerinde içgörü kazanmanızı bir nebze de olsa farklılıkların dünyasında yaşadığımızı vurgulayarak desteklemek.

Farklılıklarla ilgili ufkunuzu genişletmek için Bebekler (Orj. Bébé(s)) isimli filmi mutlaka izlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Mongolia, Namibia, San Fransico ve Tokyo’da büyümekte olan bebeklerin bir yıllarını yansıtmaya çalışan bu film bence farklılıkları anlamaya başlamak için güzel bir nokta. Aşağıdaki videoda da filmin fragmanını izleyebilirsiniz.  


Çocuk eğitiminin felsefesi üzerine okuma yapmak isteyen anneler içinse Jean JacquesRousseau’nın Emile ya da Eğitim Üzerine isimli kitabını tavsiye ederim. Kitabın içeriğiyle ilgili ingilizce bilgiye wikipedia'dan ulaşabilirsiniz.

Unutmayın. Çok okuyun, Çok İzleyin ama her bilgiyi doğru kabul etmeyin. Öğrendiklerinizin kendi hayatınızda uygulanabilirliğini analiz edin. Ve şunu aklınızdan hiç çıkarmayın, kendiniz gibi olanlardan değil sizden daha farklı olan kişilerden çok daha fazla şey öğrenebilirsiniz. Farklılıkların farkında olmakta fayda var...

Herkese iyi yazlar...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder